BEN NASIL GÜLEYİM

SÖYLEYİN DOSTLAR

Nasıl unutulur ki, Onbeş Temmuz gecesi;
O gece ezanların Arş’a yükseldi sesi.
Tarihinde görmedi, millet böyle bir zulüm;
Allah’a yemîn etti : “Ya istiklâl, ya ölüm !”

O gece başkomutan, Recep Tayyip Erdoğan,
Sarsılmaz îmânıyla, doğuştan asker doğan.
Bir îmân ki; dünyada nasip değil her kula;
Görünmez ordularla inmişti İstanbul’a.

Bir millet ki; zilleti boğuyordu o gece;
Güneş değil, güneşler doğuyordu o gece.
An be an, mûcizeler yağıyordu semâdan;
Gökler sarsılıyordu, Hakk’a hamd ü senâdan.

Bir millet ki; aslına dönüyordu o gece;
İhânet yangınları, sönüyordu o gece.
Bir millet ki; cinneti kökünden kazıyordu;
O gece destan değil, destanlar yazıyordu.

Nasıl unutulur ki, Onbeş Temmuz gecesi;
Şühedâ kanlarıyla, yazıldı her hecesi.
O gece seksen milyon, tek bedende birdiler,
Şehitler köprüsünde, öldükçe dirildiler.

O gece sanki Bedir, tekrar yaşanıyordu;
Semâlarda melekler, silah kuşanıyordu.
Sanki bayramdı o gün, gülüyordu her ölen;
İkinci bir istiklal savaşıydı bu şölen.

Ebâbiller taşlarken, o çelikten filleri;
Akıyordu göklerden, halka nusret selleri.
Ayaktaydı vatanın her köyü, her bucağı,
Nârı, nûrla söndürdü, o “peygamber ocağı”.

And içiyordu millet, ölümü öldürmeye,
Ay yıldızlı cânâna, canlarını vermeye.
Yeter ki; nazlı hilâl, çehresini çatmasın,
Onbeş temmuz güneşi, ebediyyen batmasın.

Ölümü öldürdükçe, bu milletin neferi;
Yazacaktır tarihler, daha pek çok zaferi.
Dünya şunu bilsin ki; doğan her güneş batar,
Bu güneş batmayacak, tâ ki mahşere kadar.
 

Cengiz Numanoğlu

(2016)

Anasayfa

Sonraki şiir

Şiir sayfaları