BASTIĞIN TOPRAĞA
SOR DA SÖYLESİN

 

Sanma ki, her şeyin sonudur ölmek;
Orda devam eder, ağlayıp gülmek.
O mahşer kapısı, “berzah” ne demek,

Bastığın toprağa, sor da söylesin…

Ölüm, ölümsüzlük doğuran ana,
Sonsuzlar sığar mı, üç günlük cana?
Vefâ var mı, etten, kemikten sana?
Bastığın toprağa, sor da söylesin…

Nerde o, cihâna fermân edenler;
Dünyayı titreten, fâni bedenler;
Ardında saraylar, koyup gidenler?..

Bastığın toprağa sor da söylesin…

Putlaşan, tapılan taçlar nerede?
Gururdan eğilmez, başlar nerede?
Tarihler şâhidi, taşlar nerede?

Bastığın toprağa, sor da söylesin…

Nerde o, kendini mâbud kılanlar?
“Benlik” şeytanından, kuvvet alanlar?
Bir ömür uykuda, düşte kalanlar?
Bastığın toprağa, sor da söylesin…

Zulümle hükmeden, diller nerede?
Milyonlar katleden, eller nerede?
Kibirden köpüren, seller nerede?
Bastığın toprağa, sor da söylesin…

Nerde o, Allah’a karşı duranlar,
“Benden büyük var mı?” diye soranlar,
Saltanat mührünü, kanla vuranlar?
Bastığın toprağa, sor da söylesin…

Kabir dedikleri; kimine cefâ,
Kimine; sonsuzluk tahtında sefâ.
Var mıdır; bu dünya aşkından vefâ?
Bastığın toprağa, sor da söylesin...

 

Cengiz Numanoğlu

(1992)

Anasayfa

Sonraki şiir

Şiir sayfaları