BİR  BİLEBİLSEN...
 
 

Bunca mektep bitirmişsin gayretle;
Cehlin bâki kalmış.. Gördüm hayretle.
Değil böyle, alay etmek âyetle;

   Ağlardın.. Durmadan hüsrânına sen,
   Küfrün bedelini, bir bilebilsen !

Ne gaflet.. İslâm'a teslim olmamak,
O nûr denizinde, vecde dalmamak.
Değil, beş vakitte namaz kılmamak;
   Bir ömür secdeye kapanırdın sen,
   Mahşer dehşetini, bir bilebilsen !

Dilinde çağdaşlık(!) efsâneleri,
Gezerken, o "entel" meyhaneleri;
Böyle hoş gelmezdi, saz nağmeleri,
   Kırardın.. O süslü kadehleri sen,
   Kevser lezzetini, bir bilebilsen !

Aşında bir damla, ne ter, ne emek,
Nerden bileceksin, “helâl” ne demek.
Değil fâiz denen, ateşten yemek;

    Bin lûtuf sayardın, fakirliği sen,
    Servet vebâlini, bir bilebilsen !

Oğlun, bir kumarbaz, esrar da caba,
Kızın, sokaklarda sığmıyor kaba.
Ey Kur'ân câhili, şuursuz baba;
   Bu ihânetinden, ürperirdin sen,
   Kur'ân'ın hükmünü bir bilebilsen !

O yaşlı ananda, tutmuyor dizler,
Bir tas çorba versen, nemlenir gözler.
Değil ona hergün, iğneli sözler;
   Taşırdın sırtında.. Bin yıl bile sen,
   Cennet müjdesini, bir bilebilsen !

Ey şükür fakiri, doyumsuz insan,
Bilsen ki nankörlük, ne büyük hüsrân.
Değil, bu sayısız nîmete küfrân;
   Öperdin.. O kuru ekmekleri sen,
   Kerem Sahibini, bir bilebilsen !

 

CENGİZ NUMANOĞLU

(1997)


Anasayfa

Sonraki şiir

Şiir sayfaları