VER YÂ RABBÎ

 

İnsanoğlu unutmuş, gafletin vebâlini;
Görmüyor; Kur’ân’daki kavimlerin hâlini.
Bugün de farklı değil, beşerî manzaralar;
Bakın nasıl açılmış, bunca sosyal yaralar..

Hükümler verildikçe, bölmeden kılı kırka;
Bölünmüş Müslümanlar, olmuş yetmişüç fırka.
Din tahtına oturmuş, hurâfeler kültürü;
Gitmiş güzel insanlar, gelmiş şaşkın bir sürü..

Dillerde kin ve nefret, kalplerde kibir kiri;
Gerçeklerle yüzleşmek, istemiyor hiçbiri.
Ne sabır, ne tezekkür, ne tefekkür, ne şükür;
İhsâna karşı isyân, nîmete karşı küfür..

Kimi; sûret-i haktan, Hakk'a baş kaldırıyor,
Kimi âlim; Kur’ân’a, Kur’ân’la saldırıyor.
Ulemâ kaf dağında, pazarlıyor postunu;
İkbâl için satıyor, kulislerde dostunu..

Sahnelerde oryantal, akademik dinciler,
Randevuyla çalışan, büyücüler, cinciler,
Kerâmeti kendinden, üfürük cambazları;
Hepsi yolma peşinde, palazlanmış kazları..

Bakın.. Bu çöplüklerde, daha neler üremiş:
Sahte şeyhler, velîler, efendiler türemiş.
Kılcallara yayılmış, putların saltanatı;
Çok şükür ki; çökmüyor, üstümüze bu çatı..

Münâfıklar her dalda, sektörün baş aktörü,
Dalkavukluk sanatı, bir liyâkat faktörü.
Sosyetik züppelere indirgenmiş asâlet;
Ahlâk kriterleri, baştan sona rezâlet..

Ne dostu soran kalmış, ne de ahdinde duran;
Ana, baba, eş, kardeş, hepsi olmuş figüran.
Yangını söndürmüyor, sözde “anneler günü”;
Sadâkat; bir gül kadar, sürdürüyor ömrünü.

İsraf hükmüne girmiş, karşılıksız bir selâm,
Kişisel çıkarlara ayarlanmış her kelâm.
Apartman mahkûmları, derin gaflete dalmış;
Komşuluk; asansörde bir tesâdüfe kalmış..

Genç kuşaklar; cinsellik girdâbında boğulmuş,
Edep, hayâ, haysiyet, tedâvülden kovulmuş.
Tolerans tavan yapmış, hoşgörüler sulanmış,
Aklı selîm; medyatik çomaklarla bulanmış.

Küresel şeytanların, gerçekleşmiş emeli;
Ha çöktü, ha çökecek, ailenin temeli.
Okullarda çiviler, çoktan çıkmış yerinden;
Korkar olmuş öğretmen, öğrencinin şerrinden..

Ekranları kuşatmış, anti-ahlâk bir çete;
O câhil cüretiyle, ders veriyor millete.
Medenî simge olmuş, her şeyde transparan;
Bütün azgınlıklara, "çağdaşlık" bir paravan..

Bunları bilmek için, gerek yok önseziye,
Siyonist tuzakları, gizlenmiş her diziye.
Küresel enjektörler, yakalamış damarı;
“Laiklik” narkozuyla, indiriyor şamarı..

Bu acı manzaralar, bu yaralar bir yana,
Kur’ân’da ümitsizlik, haramdır müslümana.
Her çilenin bir ecri, gecenin fecri vardır,
İnsanın selâmeti, ancak sabrı kadardır.

Şahsiyetli müslüman, dik durduğu sürece;
Yükselir Hak katında, îtibar ve derece,
Ne doğrultur “vesâyet”, o kırılan belini,
Ne Kur’ân’a uzatır, o kirlenmiş elini..


Cengiz Numanoğlu

(2012)

Anasayfa

Sonraki şiir

Şiir sayfaları