EY MEVTÂ

 

Gözün aydın ey mevtâ ! Kutlu olsun seferin,
Dilerim ki; cennettir, Allah indinde yerin.
İşte, kurtuldun artık, dünya denen kafesten,
Ve kurtuldun nihâyet, korktuğun son nefesten.
 

Gözün aydın ey mevtâ ! Bitti artık savaşlar;
Ne bağrında taş kaldı, ne de gözünde yaşlar.
Hayatı, maskelerle oynadın sahnelerde;
İşte şimdi açıldı; gerçek hayata perde…
 

Bitti artık.. Dünyada, çektiğin o cefâlar;
O yaşlanma korkusu, o kaybolan vefâlar..
Artık sana dert değil, vârislerin kavgası.
Sahte gözyaşlarıyla, sözde üç günlük yası.
 

Gözün aydın ey mevtâ ! Kurtuldun kaygılardan;
“Çağdaşlık” putlarına, zorâkî saygılardan.
Artık sana dert değil, sokakların bu hâli;
Gözleri tâciz eden, tahriklerin vebâli…
 

Artık sana dert değil, makam, mevkî, para, pul;
İşte bütün servetin, sırtındaki beyaz çul.
Şimdi açıkça gördün, düşmanını, dostunu;
Nice kuzu bildiğin, aç kurtların postunu.
 

Gördün artık.. Kimlermiş, gerçek sır ortakların,
Kimlerce gaspedilmiş, vazgeçilmez hakların…
Gördün artık.. Fitneler, özde nasıl yayılmış,
Nice soylu(!) kütükler, nasıl adam sayılmış.
 

Kürsüleri kuşatmış, bomboş kafatasları,
Ahlak röntgenlerinde, kanser metastazları.
Artık sana dert değil, câhillerin cür’eti,
Seküler âlimlerin, insanlığa külfeti…
 

Artık seni bağlamaz, beşerin kanunları;
Ruhunu haczedemez, faiz firavunları.
Bu dikenli adâlet, artık sana batamaz;
Korkma.. Seni hiç kimse, mezarından atamaz..
 

Ey Mevtâ ! Kalktı artık, gözlerinden perdeler;
Şimdi sana mâlûmdur, kimbilir neler neler;
Şu anda, kimler kime, nasıl tuzak kuruyor?
Hangi dost, hangi dostu arkasından vuruyor?
 

Kimlerce sökülüyor, temellerin taşları?
Neden, niçin bitmiyor, bu kardeş savaşları?
Neden bunca müslüman, bir türlü uyanmıyor?
O Tevhîd meş’alesi, neden, niçin yanmıyor?

  

Hangi eller, ahlâkı, nasıl bulandırıyor?
Aile kavramını, kimler sulandırıyor?
Kim, niçin, nerde, nasıl, aldatıyor eşini?
Kim, niçin bırakmıyor, ihânetin peşini?
 

Ey mevtâ ! Biliyorum, sır küpüdür mezarlar;
Bu nedenle onları, biraz derin kazarlar.
Orda temyiz bekleyen, nice dosyalar vardır;
Orda, zaman aşımı, kıyamete kadardır...
 

Gözün aydın ey mevtâ ! Kavuştun Sevgili’ye,
Gıybet edenler etsin.. Dönüp bakma geriye.
Sanma ki; bu dünyada kin ve nefret azalır;
Hasetler ölse bile, hasetlik canlı kalır…
 

Ey mevtâ ! Şimdi Hak’tan, bir irâde inseydi;
İsteyenler, dünyaya dönebilir, denseydi,
Bir de mührün olsaydı; cihan sultanı diye;
Gerçek Dost’u bırakıp, döner miydin geriye?


CENGİZ NUMANOĞLU

(2013)

Anasayfa

Sonraki şiir

Şiir sayfaları