ÖLÜDEN YENİ MEKTUP
 
Yüce Rabbü'l Âlemin, Seni vâr ettiği an,
Yaratılmış değildi, henüz zaman ve mekân
Ne bir melek, ne bir can, ne bir ruh, ne de insan,
Hakk'tan gelen ilk nûrsun,
Yâ Hazreti Muhammed.

Rabbimiz, ''Sevgi'' denen, o ilâhi san'atı,
Yedi katlı göklerde, ebedî saltanatı,
Dünyayı zerre kılan, muhteşem kâinatı,
Senin için yarattı,
Yâ Hazreti Muhammed.

Gönüllerin tahtını, mekân ettin kendine,
İlminle karşı durdun, cehâletin bendine,
Sana Allah şahittir, inkâr kimin haddine,
Âlemlerin Rahmeti,
Yâ Hazreti Muhammed.

Ahlâk ve faziletin, beşeriyet önderi,
Adâlet bayrağının, zirvedeki gönderi,
Asâlet saflarında, nebîlerin enderi,
Hakk'ın son peygamberi,
Yâ Hazreti Muhammed.

Cömertliğin, şefkâtin, hoşgörünün simgesi,
Îman kürsülerinde, mü'minlerin yücesi,
İlâhi mesajların dünyadaki son sesi,
Kâinat efendisi,
Yâ Hazreti Muhammed.

Sen yokken yeryüzünde, kol gezerdi zulümler,
Çocuklara musallat, diri diri ölümler,
Sapıklık zincirini, kıran müsbet ilimler,
Seninle filizlendi,
Yâ Hazreti Muhammed.

Nerde bir yetim görsem, gönül gönül eririm,
Nerde bir öksüz görsem, vecd ile ürperirim,
Neyim var, neyim yoksa, hiç düşünmez veririm,
Senden emânet diye,
Yâ Hazreti Muhammed.

Bu dünyada, ne rütbe, ne saltanat, ne şöhret,
Rağbet görmedi sende, ne mal, ne mülk, ne servet
O sâde yaşantının, her ânında, bir ibret,
Almasını bilene,
Yâ Hazreti Muhammed.

Elden ayaktan yoksun, düşkünlerin hâlini,
Komşusu aç olana, tokluğun vebâlini,
Niyet ve amellerin, haram ve helâlini,
Bizler Senden öğrendik,
Yâ Hazreti Muhammed.

Dünya saltanatının, er geç son bulduğunu,
Îman sarnıçlarının, sabırla dolduğunu,
Kibir bataklığının, bir tuzak olduğunu,
Bizler Senden öğrendik,
Yâ Hazreti Muhammed.

Allah'ın Kitabında, isyânın yokluğunu,
Şükür sebeplerinin, sayısız çokluğunu,
Mânevî sofraların, ölümsüz tokluğunu,
Bizler senden öğrendik,
Yâ Hazreti Muhammed.

Kul mi'râcı namazın, ebedî huzurunu,
İftar saatlerinin, yüzlerdeki nûrunu,
Zekât borcu vermenin, mukaddes onurunu,
Bizler senden öğrendik,
Yâ Hazreti Muhammed.

Her iki dünya için, Hâk yolunda gayreti,
Nefsin câzibesne, imânla dirayeti,
Ve altı bin altı yüz altmış altı âyeti,
Bizler, senden öğrendik,
Yâ Hazreti Muhammed.

Hakk için savaştığın, peygamberlik çağında,
Bir ilâhi emirle, vardığın Sevr Dağı'nda,
O güvercin yuvası, o örümcek ağında,
Münkirlere mesaj var,
Yâ Hazreti Muhammed.

Sen ki; düşmana bile, öfke ile varmazdın,
Erişilmez sabrınla hiç bir gönül kırmazdın,
Gördüğün kusurları, asla yüze vurmazdın,
Âlimlerin âlimi,
Yâ Hazreti Muhammed.

Bu dünyada, Allah'ın en sevgili kuluydun,
Tâ ezelden ebede, müjdelerle doluydun,
Buna rağmen içinde, Allah korkusu duydun,
Bütün ömrün boyunca,
Yâ Hazreti Muhammed.

Allah, kendi katından isimler verdi Sana,
Evvel, Âhir, Nûr dedi, rahmet kıldı cihana,
Kimse nâil olmadı, böylesi bir ihsana,
Rahimsin ve Kerimsin,
Yâ Hazreti Muhammed.

Bize mîras bıraktın, Mîrâcı bayram diye,
O gece, yedi katta, gördün nice methiye,
Namaz getirdin bize, Yüce Hakk'tan hediye,
Secdemize şâhid ol,
Yâ Hazreti Muhammed.

Senin güzel ahlâkın, yol çizecek bizlere,
Kalbimiz, taht olacak, nice kimsesizlere,
Gölgeler düşmeyecek, bıraktığın izlere,
Andımıza şâhit ol,
Yâ Hazreti Muhammed.

Dilerim ki; her gönül, Senin aşkınla dolsun,
Mahşer günü, her mümin, yanında Seni bulsun,
Sonsuz SALÂT ve SELÂM, Senin üstüne olsun,
İki Cihan Güneşi,
Yâ Hazreti Muhammed(S.A.V.)

 

CENGİZ NUMANOĞLU

(1990)

Anasayfa

Sonraki şiir

Şiir sayfaları