Ana sayfa
 
Şiir sayfaları

şairin sesinden dinlemek için:

www.cengiz-numanoglu.com/mp3/OludenMektuplar-2.mp3


BEYTULLAH'TA BEN

 

Dostlarım,
Bitişikteki komşum,
Yargıçlıktan emekli,
Görmüş geçirmiş biri.
Ona hiç bulaşmamış,
Dünyada rüşvet kiri.

Bir gün sohbetimizde,
Gerçeklere el attı,
Uzun uzun anlattı:

Burdaki mahkemede; 
Kartvizite bakılmaz,
Paşa maşa takılmaz,
Avukat filan sokulmazmış araya...
Ne kralın, krallığı sökermiş; 
Ne de falcı sihirbaz 
Burada dil dökermiş...

Dünyada gizli kalmış, 
Bütün kılcal deliller, 
Mahkeme huzuruna 
Tek celsede serilir, 
Ve de bütün kararlar; 
Anında verilirmiş...

Netice değişmezmiş 
Torpille, iltimasla. 
Adli hata olmazmış, 
Yargıda asla!

Burada vapur, tren, 
Trafik derdimiz yok. 
Boş zamanımız pek çok. 
Bürokratik işlemler, 
Bilseniz öyle rahat, 
Duruşma dinliyoruz 
Günde sekiz on saat...

Bunlardan birkaçını, 
Size de anlatayım. 
Hem, yorum yaparsınız, 
Hem, hisse kaparsınız... 
.............................................

Hüsnü Bey'i kulüpten, 
Şöyle böyle tanırdım. 
Hatta; onu birazda, 
Yardımsever sanırdım...

Bir zamanlar Hüsnü Bey, 
Politikaya girmiş, 
Yükseldikçe yükselmiş, 
Ona bu renkli hayat 
Pek çekici gelmişti....

Bir gün kulüpte bana: 
''Gerçek olan, bu dünya, 
Öteye inanma hiç. 
Beylik çeşme akarken, 
Gel sen de iç'' demişti.

Meğer, bizim Hüsnü Bey, 
Sahnede inci döker; 
Kuliste garibanın, 
Ciğerini sökermiş...

Biliyorum dostlarım, 
Şu anda aranızda, 
Böyle Hüsnü'ler pek çok, 
Buradaki cezalardan, 
Haberleri bile yok.

Hüsnü'nün duruşması 
Oldukça kısa sürdü. 
Yargı; bütün suçlarda, 
Teammüd gördü, 
Müebbet kararıyla 
Defteri dürdü... 
..........................................

Üç gün önce, başka bir, 
Suçlu vardı, sırada; 
Ağır ceza reisiymiş orada, 
Tanzanya'da...

İdamlık bir davada, 
Bilerek taraf tutmuş, 
İri bir lokma yutmuş...

Daha sonra reis bey 
Lokmalara alışmış, 
Ve yıllarca, 
Bu teknikle çalışmış...

Yargıç olduğu için 
Ek sorular soruldu. 
Üzerinde özellikle duruldu, 
Özel tartı kuruldu...

Ve nihayet reisin, 
Suçu sabit görüldü. 
Yakıtı insan olan, 
Bir zemine sürüldü... 
.......................................

Hele bir gün, çok ilginç, 
Bir duruşma izledik... 
Davacılar safları 
Tıklım tıklım doldurdu; 
Böylesine bir manzara, 
Görülmemiş rekordu. 
Bu defa sanığımız, 
Doktordu.

Savunmada yaptığı, 
Anatomik çalımlar, 
Bizleri de çok yordu...

Azrail'i sollamış, 
Hastaları; 
Erken erken yollamış, 
Ekonomik tansiyonu 
Titizlikle kollamış, 
Tapuları pullamış.

Hipokrat'ı yavaş yavaş yatırmış, 
İğne diye, 
Çuvaldızlar batırmış, 
Yükü alıp götürmüş, 
İşi bitirmiş...

Ne var ki bu arada, 
Bir kaç fakir hastanın 
Durumuna hislenmiş, 
Masraflarla birlikte, 
Tedaviyi üstlenmiş...

Bu davranış,doktora 
Artı puan getirdi. 
Ve toplam cezasının 
Yarısını götürdü. 
.................................................

Şu anda aranızda, 
Benim duruşmayı da 
Merak edenler vardır. 
Bana verilen ceza 
Acaba ne kadardır? 
Detayları atayım, 
Kısaca anlatayım:

Benim dosyada biraz, 
Gıybet ve kul borçları, 
Noksan hesap edilmiş, 
Fitre, zekat harçları, 
Gönül suçları vardı...

Bu suçları işlerken; 
Bir kötürüm hastayı, 
Sıkça ziyaret etmiş; 
Bir yetimin peşinden, 
Yaz, kış demeden gitmiş; 
'Akşamcı' dostlarımı, 
Genç yaşımda terketmiş; 
Ve geçimsiz karıma, 
Yirmi yıl sabretmişim....

Bütün artı eksiler, 
Tartıda birleştiler, 
Birbirini götürüp, 
Nötrleştiler....

Ben, henüz korkulara, 
Ümitleri ekliyor; 
Hakkımdaki kararı, 
A'râf 'ta bekliyorum... 
..........................................

Geçenlerde cennetin, 
Yakınında dolaştım; 
Kapıdan içeriye 
Bir göz atınca şaştım...

Bülbüller, tûbâların, 
Dallarında şakıyor; 
O kevser şarapları, 
Oluklardan akıyor; 
Kimi, kaftan kuşanıp, 
Ziynetini takıyor; 
Kimi, sonsuza dalmış, 
Tahtından bakıyordu...

Hepsi gençti... 
Fark yoktu, beden gücünde... 
Yaşları donmuştu, 
Otuzüçünde...

Kurulmuştu önlerinde, 
Binbir çeşit sofralar; 
Sofralara eğilmiş, 
Dal dal meyvalar; 
Kopacaktı sanki, 
El uzatsalar...

Ya o, billur kaplar, taslar, sahanlar... 
Yok, yoktu sofralarda; 
Ne ararsan var...

Tepsiler elmastan, kadehler yakut... 
Hiçbir noksan bırakmamış, 
Orada Ma'bûd...

Hele... Bir de var ki; 
Orda huriler... 
Şu aciz kalemim, 
Sizden af diler...

Onları görmeyen göz; 
Güzelden ne anlasın... 
Dünyadaki şairlerin, 
Kulakları çınlasın...

Simsiyah bakışlı; 
O, iri gözler... 
Riyasız, lekesiz, 
Pürüzsüz yüzler... 
Kusursuz bedenlerin, 
Şahidi izler... 
O, şeffaf tenleri tül tül, 
İpekler gizler... 
Görmek gerek dostlarım! 
Yetmiyor sözler...

Bir yanda, som altından, 
Saraylar, köşkler. 
Bir yanda muhteşem, 
Ölümsüz aşklar...

Bin renkli, sedefli, 
Anka kuşları. 
Yollarda pırlanta, 
Parke taşları...

Semalarda, Hak'tan selam 
Nakşeden izler... 
Cam göbeği mavisi, 
Berrak koylar,denizler... 
Her dekorda, yedibin renk, 
Yedi katlı sahneler... 
Sahillerde kum yerine 
İnci taneler...

Cennet dedikleri 
Ne imiş meğer... 
Dünya, dertle dolsa... 
Çekmeye değer. 
İstiyorsanız eğer...

Kapıdan ayrılırken 
Nasıl pişmandım. 
Dünyada boşa geçen, 
Yıllara yandım, 
Sizi kıskandım... 
............................................

Sizin olsun en içten 
Başarı dileklerim. 
Sınavınız bitince, 
Hepinizi beklerim...
 

Cengiz Numanoğlu

(1987)

Anasayfa

Sonraki şiir

Hiciv şiirleri

Şiir sayfaları