İNSAN DOĞDUK AMA

OLABİLDİK Mİ ?

 

İrfân savaşında, en yüce sancak,
Ezelden ebede, ilimdir ancak.
Nesilden nesile, servet sunacak;
Kültür köprüsünü kurabildik mi?

Cehâlet denilen, bir kanser türü,
Diyor ki; “Hedefim, Îslâm kültürü”.
O habîs ellerden, kara mühürü,
İlim silahıyla alabildik mi?

Gaflet bulutları, ufka çökerken,
Has toprağa, kırma tohum ekerken,
Durmadan, yüzeye cilâ çekerken;
Çürüyen özleri, görebildik mi?

Dünya nîmetini, yanlış tanırken,
Günlük yaşamayı, amaç sanırken,
Kostümle, dekorla, oyalanırken;
Vâroluş sırrına erebildik mi?

Ezel andımıza, bağlı kalıp da,
“Tevhîd” ışığında, birlik olup da,
Yetmiş üç fırkadan, ibret alıp da;
Bir çatı altına, girebildik mi?

Edebî(!) nutuklar, sıralanırken,
Gerçekler, kibarca karalanırken,
Sahnelerde, ecdâd yaralanırken,
Kulislere kilit vurabildik mi?

Hani bir zamanlar, sazda düğünde,
Soframız dolardı, her üç öğünde,
Ne var ki çâresiz, o kötü günde,
Yanımızda bir dost bulabildik mi?

Kimimiz yürürken, şer izlerinden,
Duyduk mu,“dur” diyen sesi derinden?
Ve o korkunç öfke denizlerinden,
Sükûn sahillerine gelebildik mi?

Kibir çılgınları, boğmuş barışı...
Kan kokmuş dünyanın, her bir karışı.
Rekor üretirken, açlık yarışı;
Adâleti üstün kılabildik mi?

Hamurda bencillik mayası varken,
Hukuk tarifine, sözcük ararken,
Başkasına kılı kırka yararken,
Kendimize hesap sorabildik mi?
 

Hırs perdesi varsa, insan gözünde,
İbreti görür mü, kefen bezinde?
Allah korkusunun parantezinde,
İftirâdan uzak durabildik mi?

Zillete baş eğmez, helâli bilen,
Haramzâde derler, aslını silen...
Bize ondört asır, öteden gelen;
Mîras kıymetini bilebildik mi?
 

Rabb’im nurlu kıldı, beşer rengini,
Cihana vermedi, akıl dengini,
Mahlûklar içinde, şeref zengini;
İnsan doğduk ama... Olabildik mi?


Cengiz Numanoğlu

(1991)

Anasayfa

Sonraki şiir

Şiir sayfaları